SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

1069 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu hadîsi Buhârî biraz lâfız farkıyla «Zekât» bahsinin bir-iki yerinde ve «Kitâbu'l-Cihâd»'da Nesâi «Siyer» bahsinde tahrîc etmişlerdir.

 

Bu bâbda Ebû Râfi' Ebû Hureyre, Hasan b. Ali, Îbni Abbas, Abdullah b. Amr, Abdurrahmân b. Âlkâme, Muâviye b. Hayyide, Abdülmuttalib b. Habia, Ebû Leylâ, Büreydetü'bnü Husayb, Selmân-ı Fârisi, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in azatlısı Hürmüz veya Keysân, Ruşeyd b. Mâlik, Meymûn veya Mihrân ve Hüseyin b. Alî  (Radiyallahu anhüm) hazerâtından da rivayetler vardır.

 

Ayni, bu rivayetleri şöyle sırlamıştır:

 

1- Ebû Râfi' hadisini Ebû Dâvûd ile Nesai  tahric etmişlerdir. Bu hadiste şöyle denilmektedir:

 

«Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Benî Mahzûm'dan bir zâtı zekât toplamaya me'mûr etti, o zât da Ebû Râfi'e:

 

  Bana arkadaş ol! Çünkü sen zekât toplamanın usûlünü bilirsin; dedi. Ebû Râfi'i

 

  Dur! Nebi (Sallallahu Aleyhi re Sellem)'e gidip sorayım; dedi. Ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek sordu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine:

 

  Bir kavmin azatlısı, kendilerinden sayılır. Bize sadaka helâl değildir; buyurmuşlar.

 

Ebû Râfi'in ismi ihtilaflıdır. «İbrahim» diyenler olduğu gibi, «Eşlem» yahut «Sabit» ve «Hürmüz» olduğunu söyleyenler de vardır. Oğlu Ubeydullah, Hz. Ali'nin kâtibi idi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sadaka me'mûru tâyin ettiği zâtın ismi: Erkam b. Ebî'l-Erkam'dır.

 

2- Enes hadisini Buhârî ile Müslim tahric etmişlerdir. Babımız hadisleri meyânında az sonra görülecektir.

 

3- Ebû Hureyre hadisi sadedinde bulunduğumuz hadîs-i şerif ile ondan sonraki rivayetlerdir.

 

4- Hasan b Ali (Radiyallahu anh) hadisini İmam Ahmed b. Hanbel, Ebû Ya'lâ ve Taberâni tahric etmişlerdir. Mezkûr hadîste râvî Ebû'l-Havrâ' şöyle demiştir:

 

«Hasan b. Ali'nin yanındaydık, kendisine:

 

  Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den —yahut Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den— neler belledin? diye sordular. Hasen şu cevâbı verdi:

 

  Onunla birlikte yürüyordum, sadakaya âit bir hurma harmanın yanından geçiyorduk. Ben, bir hurma alarak ağzıma attım, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hurmayı tükürüğü ile birlikte ağzımdan aldı. Bunu gören bir zât:

 

(Onu bıraksan ne olur?) dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'-

 

(Biz Âl-i Muhammed'e sadaka helal değildir.) buyurdular.

 

Hadisin isnadı sahihtir.

 

5- îbni Abbâs (Radiyallahu anh) hadisini Ebû Ya'lâ ile Taber&nl rivayet etmişlerdir. Hadîsin ravîsi İkrime şöyle demiştir:

 

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Erkam b. Ebi'l-Erkam'ı zekât me'mûru tâyin etmişti. O da Ebû Rafi'i yanına almak istedi. Ebû Râfi', Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek sordu; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

 

  «Yâ Ebâ Râfi'! Şüphesiz ki sadaka bana ve Âl-i Muhammed'e haramdır. Bir kavmin azatlısı da kendilerinden sayılır.» buyurdular.

 

6- Abdullah b. Amr hadîsini İmam Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir. Bu hadîste şöyle denilmektedir:

 

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geceleyin yatağının altında bir hurma bularak yedi, fakat o gece uyuyamadı. (Ertesi gün) zevcelerinden biri:

 

  «Yâ Resûlallah! Sen, bu gece neden uyuyamadın?» diye sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

 

  «Bir hurma buldum da yedim. (Sonra hatırladım ki) bizde sadaka hurması vardı. Yediğim hurma bundan olmasın diye korktum!» buyurdular.

 

7- Abdurrahmân b, Âlkame hadisini Nesâi tahric etmiştir. Hz. Abdurrahmân şöyle demiştir: Sakif hey'eti beraberlerinde hediye olduğu halde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldiler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem),

 

  «Bu getirdiğiniz hediye mi, sadaka mı?..» diye sordu. Mezkûr hadîste şu cümle de vardır:

 

-Hey'et getirdikleri develerin hediye olduğunu söylediler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları kabul buyurdu. Hey'et ona, o hey'ete suâller sorarak onlarla bir hayli oturdu. Hattâ öğleyi bile ikindi ile birlikte kıldı.»

 

8- Muâviye hadîsini Tirmizî ile Nesâî tahric etmişlerdir. Hadîsin râvisi şunları söylemiştir:

 

«Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir şey getirilirse:

 

  Bu sadaka mı, yoksa hediye mi? dîye sorardı. Sadaka derlerse yemez, hediye derlerse yerdi.»

 

9- Abdülmuttalib hadîsini Müslim, Ebû Dâvûd ve Nesâi tahrîc etmişlerdir. Hadis uzundur, bundan sonraki bâbda görülecektir.

 

10- Ebû Leylâ hadisini Taberânî rivayet etmiştir. Ebû  Leylâ  (Radiyallahu anh) şöyle demektedir:

 

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Beytü'l-Mâ----- girdi, yanında Hasen (Radiyallahu ânh) da vardı. Hasan bir hurma alarak ağzına attı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hemen parmağını ağzına sokarak hurmayı çıkardı. Sonra:

 

  Biz ehl-i beytiz. Bize sadaka helâl değildir.» buyurdular.

 

11- Büreyde hadisini İmam Ahmed b. Hanbel ile Tirmizi rivayet etmişlerdir. Mezkûr hadis-de şöyle buyurulmaktadır:

 

«Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'ye geldiği vakit Selmân-ı Fârisî ona, üzerinde yaş hurma bulunan bir sofra getirdi ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in önüne koydu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)*

 

  Bu ne yâ Selmân? diye sordu. Selmân (Radiyallahu anh)--

 

  Sana ve  ashabına sadaka yâ Resûlallah; dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem),

 

  Öyle ise onu kaldır. Çünkü biz sadaka yemeyiz; buyurdular.

 

12-  Selmân (Radiyallahu anh) hadisini îmam Ahmed ile Hâkim «El - Müstedrek» nâm eserinde Ebû Zerr-i   Kindi'den rivayet etmişlerdir. Bu hadiste Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in:

 

«Getirdiğin sadaka mı yoksa hediye mi?» diye sorduğu; Selmân (Radiyallahu anh),

 

«Hediyedir.» cevâbını verince ondan yediği bildirilmektedir.

 

İmam Ahmed'in rivayetinde hadîsin lâfzı:

 

«Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hediyeyi kabul eder, sadakayı kabul etmezdi.» şeklindedir.

 

13- Hürmüz yahut Keysân hadisini Tahâvî rivayet etmiştir. Hadisin râvîsi Atâ' b. Sâib (Radiyallahu anh) şunları söylemiştir:

 

Yanıma Alî (Radiyallahu anhj'ın kızı Ümmü Gülsüm girdi de dedi ki:

 

  Hürmüz yahut Keysân nâmındaki bir azatlı kölemiz bana haber verdi. (Dediki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanından geçiyordum, beni çağırdı. Yanına geldiğimde:

 

«Yâ Fülân! Biz ehl-i beyt sadaka yemekten nehiy olunduk. Bir kavmin azatlısı da kendilerinden sayılır. Binâenaleyh sadaka yeme.» buyurdular.

 

Ayni hadîsi îmam Ahmed Müsned'inde tahrîc etmiş, kölenin isminin Mihrân olduğunu söylemiş; Beğavi aynı hadisde Hürmüz, îbni Ebi Şeybe, Keysân, Abdurrazzâk ise Meymûn veya Mihrân şeklinde zaptetmişlerdir.

 

14- Ruşeyd b. Mâlik hadîsini yine Tahâvl tahric etmiştir. Bu hadiste Hz. Ruşeyd şöyle demektedir: Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında idik, kendisine bir tabak üzerinde hurma getirdiler. Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunun sadaka mı yoksa hediye mi olduğunu sordu. Getiren zât sadakadır deyince hurmayı cemâatin önüne koydu. Torunu Hasan da önünde yuvarlanıyordu. Çocuk bir hurma alarak ağzına attı ise de Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) derhâl parmağını onun ağzına soktu ve çocuğa zahmet vermeden yavaşçacık hurmayı çıkararak attı. Sonra:

 

  Biz Âl-i Muhammed sadaka Yemeyiz.» buyurdular.

 

15- Meymûn yahut Mihrân hadîsini Abdurrazzâk rivayet etmiştir. Az yukarıda buna işaret etmiştik.

 

16- Hüseyin b. Ali  (Radiyallahu anh) hadisini îmam Ahmed b. Hanbel «Müsned»'inde rivayet etmiştir. Mezkûr hadîsin râvisi Rabia şunları söylemiştir:

 

Hüseyin b. Alî'ye :

 

  «Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den neler hatırlıyorsun?» diye sordum; şunları söyledi:

 

  Rafa çıkarak bir hurma aldım ve ağzıma attım. (Bunu gören) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

 

  At onu! Çünkü bize sadaka yemek helâl değildir; buyurdular.»

 

Aynî diyor ki: «Üstadımız Zeynüddîn şunu söyledi: Zahire bakılırsa hurma hikâyesi Hz. Hasan'la Hüseyin'in ayrı ayrı şâhid oldukları iki vak'adır. Hasen hurma serilen bir yerden geçerken; Hüseyin ise bir rafta bulunan hurmadan birer tane alarak yemek istemişlerdir.»

 

«Kâh kâh» yahut «kıh kıh» kelimeleri çocukları pis şeyleri yemekten menetmek için söylenirler. «Bırak» yahut «at» mânâsına gelirler.

 

Dâvûd! aslen bu sözün fârisi olduğunu, sonradan arapçalaştırıldığını söylemiştir.

 

«Bizim sadakadan bir şey yemediğimizi bilmiyor musun?» cümlesi: muhâtab bilmese bile haram olduğu herkezçe malûm olan şeyleri ifâde için kullanılır. Bu söz: «Acâip, bunun haram olduğu ap açık meydanda iken sen nasıl bilmiyorsun?» takdirindedir.

 

Al-i Muhammed (Sallalhhu Aleyhi ve Sellem)'den murâd: İmam A'zam ile îmam Mâlik'e göre yalnız Beni Haşim dir.

 

îmam Şafiî'ye göre Beni Hâşim ile Benî Muttalib’dir'

 

Mâlîkîler'den bâzılarının mezhebi de budur.

 

Kadı îyâz'ın beyânına göre ulemâdan bâzıları: «Al-i Muhammed'den murâd: Bütün Kureyş kabilesidir.» demişlerdir.

 

Mâlikiler'den Esbağ: «Bunlar Beni Kusayy'dır.» diyor.

 

Benî Haşim: Al-i Alî, Al-i Abbâs, Âl-i Ca'fer, Al-i Akîl, Âl-i Haris b. Abdilmuttalib kollarına ayrılırlar. Hâşim: Abd-i Menâf b. Kusayy'dır.

 

Bu hususta bir çok sözler söylenmiştir.